
İleri yaş, felç (inme), nörolojik hastalıklar veya ağır ameliyatlar sonrası yatağa bağımlı hale gelmek, hasta için fiziksel bir kısıtlılık olmasının ötesinde, vücut bütünlüğünü tehdit eden çok ciddi tıbbi riskleri beraberinde getirir. Bu risklerin en sinsi, en hızlı gelişen ve tedavisi en zor olanı, halk arasında “yatak yarası” olarak bilinen Bası Yarasıdır (Dekübit Ülseri).
Pek çok hasta yakını, bası yarasını basit bir cilt tahrişi veya kızarıklık zanneder. Oysa yatak yarası, cildin altındaki dokuların oksijensiz kalarak ölmesi (nekroz) durumudur. Eğer doğru ve anında müdahale edilmezse, yara günler hatta saatler içinde derinleşerek kasa ve kemiğe kadar inebilir; kan zehirlenmesine (sepsis), ağır enfeksiyonlara ve ne yazık ki hayati kayıplara yol açabilir.
İnsan vücudu, saatlerce aynı pozisyonda hareketsiz kalmak üzere tasarlanmamıştır. Sağlıklı bir insan uykusunda bile farkında olmadan onlarca kez pozisyon değiştirir. Ancak yatağa bağımlı ve hareket yetisini kaybetmiş bir hastada vücut ağırlığı, saatler boyunca aynı noktalara (özellikle kemik çıkıntılarına) baskı yapar.
Bası Yarasının En Sık Görüldüğü Bölgeler: Kuyruk sokumu (sakrum), topuklar, kalça kemikleri, dirsekler, omuz başları, kürek kemikleri ve başın arka kısmıdır.
Sadece basınç değil, yatağa bağımlı hastanın genel durumu ve yatak içindeki ortam da yara oluşumunu inanılmaz bir hızda tetikler:
Modern tıpta bası yaralarına yaklaşımın temel felsefesi “tedavi etmek” değil, “oluşumunu engellemektir”. Evde veya kurumda uygulanan doğru hemşirelik ve bakım hizmeti ile bası yaralarının %95’i önlenebilir.
Yara oluşumunu engellemenin en hayati kuralıdır. Hastanın pozisyonu istisnasız her 2 saatte bir (gece uykusu dahil) değiştirilmelidir. Sırtüstü, sağ yan ve sol yan yatış pozisyonları arasında sürekli bir döngü sağlanmalıdır. Yan yatışlarda kemiklerin (dizlerin ve ayak bileklerinin) birbirine değmemesi için aralara medikal destek yastıkları konulmalıdır.
Standart yataklar yatağa bağımlı hastalar için uygun değildir. “Baklava tipi” veya daha ileri seviye “Boru tipi” motorlu havalı yataklar, içindeki hava kanallarını sürekli şişirip indirerek vücudun aynı noktaya uyguladığı basıncı dağıtır ve kılcal damar kan dolaşımını destekler.
Hastanın alt temizliği sıradan sabunlarla değil, cildin pH dengesini bozmayan durulamasız temizleme köpükleri ile yapılmalıdır. Temizlik sonrası kuyruk sokumu ve kasık bölgesine sürülen “bariyer kremler” (çinko oksit içerikli), cildi idrar ve dışkının asidik yakıcı etkisine karşı görünmez bir zırh gibi korur.
Yatağın çarşafında oluşan en ufak bir kırışıklık veya yatak içinde unutulmuş bir ekmek kırıntısı bile, yaşlı ve ince deride saatler içinde yara açabilir. Çarşaflar her zaman gergin, kuru ve temiz tutulmalıdır.
Tüm önlemlere rağmen (veya hastaneden/evden merkezimize yara ile gelen hastalarda) bası yarası oluşmuşsa, artık süreç basit bir pansumandan çıkar ve profesyonel medikal yara bakım uzmanlığı gerektirir. Yaranın derinliğine göre 4 evresi vardır. Evre 1 sadece geçmeyen bir kızarıklıkken, Evre 4’te kemik dokusu görünür haldedir.
Yatağa bağımlı bir hastanın altını temizlemek, ağır ve hareketsiz bir bedeni her iki saatte bir çevirmek, gece alarm kurarak uykuyu bölmek ve tüm bu fiziksel yükü haftalarca, aylarca tek bir hasta yakınının sırtlaması insan doğasına aykırı bir zorluktur. Bu çaba genellikle bakım veren kişinin tükenmesiyle ve hastada hızla ilerleyen, enfekte olmuş devasa yatak yaralarıyla sonuçlanır.
Baştacım Yaşlı Bakım Merkezi olarak, yatağa bağımlı hastalarımızın bakımını bir hemşirelik ve fizyoterapi disiplini olarak ele alıyoruz.
Bası yarası, ihmalin ve bilinçsizliğin eseridir; profesyonel ve disiplinli bir bakımla kader olmaktan çıkar. Yatağa bağımlı büyüklerinizin fiziksel acı çekmesini engellemek ve onların onurlu, sağlıklı, enfeksiyonsuz bir yaşam sürmelerini sağlamak için 7/24 çalışan uzman sağlık kadromuzla yanınızdayız. Sağlık, her detayda gösterilen özende gizlidir.